"Tozlu bir pencere camından bakar gibi, kaybolup giden o yılları hatırlıyor. Geçmiş, görebildiği ama dokunamadığı bir şey. Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsiz..."

Bilirim, ulaşamamak beni altüst etmez...


Bu bağlantıları benim kurduğumun farkındayım. Ama biliyor musun ki bu dünyada hiçbir zaman ortada, hazır bir bağlantı yoktur. Bağlantıları biz kurarız... Bilirim, ulaşamamak beni altüst etmez, ben ulaştığım şeyi kaybedersem dağılırım...
... Ah dostum, bunun için seviyorum işte seni, ikimiz de hayatımızın aynı yerinde kalakaldık diye!...


(Barış Bıçakçı - Bizim Büyük Çaresizliğimiz)

Ama bunlar çoğu zaman...



Ben harflerin adamıyım. Teselli sunmak için kelimeler ve cümleler basan bir kalpazan.
Ama bunlar çoğu zaman...
...daha da çok kedere neden oluyor.
Keder ve aşk...
...bizim ebedi öğretmenlerimiz.


(Carmen 2003 final sahnesi)

Nasıl yaralayabilir bir insan bir insanı böylesine..?



Gerçekten yaşadığını kim yazabilmiş ki zaten, hangi eli kalem tutan?
ve de elleri bir eylem olan?
hangi avcı pusatlarına söz geçirebilmişse, o dur avından korkmayan...
avı avcısına
avcısı, avına sevdalı
ve her ikisi de ölmeyecek kadar yaralı iki kahraman

vuruştular
kendini iki kola ayıran
ve sonra deltasında kendiye kucaklaşan bir akarsuda
vuruştular
akarsuyun iki kez girilmeyen haritasında

Lakin kim uğrayabilmiş ki dışarıya zulasından?
Kim bulmuş, kendinin ormanında kendi izini?
Kim kurtarabilmiş dilini, başkalarının sayıklamalarından?

(M.Mungan)

Çok uzakta biri...




Bu gece çok uzaklarda biri, benim için bir şarkı söylemeli! Oldukça hüzünlü, oldukça karamsar, boğmaca çıkartan bir şarkı olmalı bu... Dinleyenin kulakları kanamalı..

Bu gece çok uzaklarda biri, birdenbire adımı fısıldamalı... Oldukça titrek, oldukça masum olmalı bu fısıltı.. Duyan rüzgarın içi ürpermeli..

Bu gece çok uzaklarda biri, benim yerime bir maskeli baloya gitmeli.. Maske diye bir ayna taşımalı yüzünde! Karşısına geçenin kendisini görebileceği hakiki bir ayna!

Bu gece, ormana, ormanımıza geri dönmeliyiz.. Ah, ellerim titriyor: Yeryüzünü tutamıyorum! Bütün tenlerde benim parmakizim! Ah kalbim, haddini aştı: Artık tarih, işlediğim tüm suçları üstlenecek sanki.. Daha önce neredeydik?

(küçük iskender)

No name no face no number...






"Sevilende bizimle ortak duygular vardır sanırız"

(Yusuf Atılgan. Aylak Adam)




Error Del Sistema












Yaz, 1936
18 Temmuz
İspanya Ordusu,
Cumhuriyetçi Hükümete baş kaldırıyor.


19 Temmuz.
Halkın kahramanca
mücadelesi sayesinde...
...Barselona ve Madrid'de
ordu yenilgiye uğratılıyor.


20 Temmuz.
Kitleler devrimci bir
hükümet talep ediyor.
Yasal hükümet
durumu kontrol edemiyor.


21 Temmuz.
İspanya İç Savaşı başlıyor...
...son idealist savaş...
...imkânsızı gerçekleştirmek için
mücadele eden insanların...
...son "Ütopya" düşü.


Ne bir mektup, ne bir resim...



Bir bilse...



Bir bilse, aramaya çekindiğim kadının bana neden küstüğünü, çağrıldığımda gidemediğimi, bulaşıcı bir hastalıkmışım gibi kendimi uzak tuttuğumu, uzakta durmanın bile bulaşıcı olduğunu  -yüzüme çok önce yapışıp kalan, her şeyi bilen adam edalarımı donduran bir heybetle- öğrendiğimi, başka bir bedenin sıcaklığını etimde hissetmenin ne olduğunu bilmediğim, ama delicesine özlediğim yaşlardaki halimi aratmayan bir tutkuyla buluşmaya gittiğim akşamüzerlerinde bir türlü harekete geçemediğimi, maceranın bundan ibaret olduğunu, bazen ona dokunmamanın heyecanıyla yetindiğimi, elini bile tutacakken tutmadığımı, bunun bir ceza olmayıp bir ödül olduğunu ona anlatmayı düşünmediğimi, söylediğim an her şeyin tepetaklak olacağını, içimi dışa yaracağımı, belki de çoktan yardığımı, iç miç kalmadığını...

Koskocaman kahkalar atıp geçer dalgayı "Bitmişsin sen," der.
"Ben daha başlamadım," diyemez, susarım.

(Behçet Çelik "Gün Ortasında Arzu")

Kutsal kitap...


...
O gün masamdan kalkıp, kutsal kitabım diyebileceğim, sayfalarını meyve lekeleriyle doldurduğum bir kitap vermiştim Nihal'e. Beni zayıf düşüren, algılarımı çarpıtan bir ilişki böylece başlamıştı. Benden okumak için kitap önermemi isteyenlerin kalbimi de istediklerini sanıyordum, hâlâ öyle!..

(Barış Bıçakçı. Bizim Büyük Çaresizliğimiz)

Kim inandırabilir?


Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?

(Barış Bıçakçı "Bizim büyük çaresizliğimiz")


Fotoğraflar...




Bayan Naciye, "Fotoğrafları sevmem" demişti. "İnsanın hayalini sınırlar; hep kendilerini düşünmeye zorlarlar bizi."

Kadının sınırlamak istemediği hayallerini merak etmişti. Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı... (Yusuf Atılgan. Aylak Adam)


Kötülük Edebilenler...

"Uzaklarda, benim gibi yalnız ve ümitsiz birine bırak bu mektubu oğlum; benim gibi birisi olsun, çünkü bizim gibiler birbirlerine ancak kötülük edebilirler..." (O.Atay. Korkuyu Beklerken)