"Tozlu bir pencere camından bakar gibi, kaybolup giden o yılları hatırlıyor. Geçmiş, görebildiği ama dokunamadığı bir şey. Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsiz..."

Ne bir mektup, ne bir resim...



Bu ad bir süredir onun için bir yük olmuştu...


"Eskiden kendi adını ne kadar sık söylediğini anımsadı, bu ad bir süredir onun için bir yük olmuştu, ayrıca şimdi adını ilk kez karşılaştığı insanlar bile bilmekteydi, oysa önce kendini tanıtmak ve ancak ondan sonra tanınmak ne kadar güzeldi..."

(F.Kafka - Dava)

Ama yanılmışım...


Nasıl başladığını merak ediyordum, artık biliyorum...
Duygular insanı böyle bir anda yakalayabiliyordu. Kontrolün bende olduğunu, bizim onlar gibi olmayacağımızı sanıyordum. Ama yanılmışım...

(In the mood for love. Kar Wai Wong -2000)




Yerleşik Yabancı...



Kiminin dikenleri vardır
Katlanamaz üstüne.
Hep dikine durur
Delmemek için gövdesini.

Kiminin yoktur bir tek kemiği,
Doğrulamaz ayaklarının üstünde.
Ona göre varsa yoksa kendisi,
Dürülüdür ütülü bir mendil gibi

Ben eğilmem gündüz ama
Geceleri kanatırım kendimi

Ben bir söz söylediğim zaman,
Kendine küçük bir pıtrak edinir.
Çok sürmez anlar başına geleceği,
Çarşılarda pazarlarda ondan selam kesilir.

Ben birini sevdiğim zaman
Göğünü durmadan genişletir.
Ama herkes rahattır kozasının içinde,
O sevgi artık kimsesizdir.

Ölsem ayıptır, sussam tehlikeli
Çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.

(Metin Altıok)


Bu nefret duygusunun nereden geldiğini bilmiyorum...

Yazdığım her şeye nefret duygusunun karıştığı açık. Bu nefret duygusunun nereden geldiğini bilmiyorum; aslında taş olmak isterdim; eğer Tanrı olsaydım, sanırım insanlığın hesabını çoktan görmüş olurdum.... eğer elimde dünyayı yok etmek imkanı olsaydı, yapardım bunu...

Emil Cioran