Tanrı ile Özgür İrade Üzerine Tartışma...
Filed Under : by "Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan"
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Ölümlü : Tanrım sana yakarıyorum. Senin için dua ediyorum. Bu acı çeken yaratığı duy ve onu özgür irade sahibi olmaktan alıkoy.
Tanrı : Sana verdiğim en değerli armağanı red mi ediyorsun?
Ölümlü : Bana zorla dayatılan bu iradeye nasıl armağan dersin? Özgür iradem var fakat bu benim kendi seçimim değil. Ben asla özgür irademi özgürce seçmedim. Hoşuma gitsin veya gitmesin, bir özgür iradem var!
Tanrı : Neden hayıflanıyorsun?
Ölümlü : Çünkü özgür irade ahlaki sorumluluğu getiriyor ve ben bu ahlaki sorumluluğa dayanamıyorum.
Tanrı : Ahlaki sorumluluğu neden bu kadar katlanılmaz buluyorsun?
Ölümlü : Neden mi? Tam olarak bilemiyorum fakat bildiğim tek şey buna dayanamadığım.
Tanrı : Pekala, seni ahlaki sorumluluktan muaf tutup özgür iradem yerli yerinde bıraksam tatmin edici olur mu?
Ölümlü (duraklar): Korkarım, olmaz!
Tanrı : Hah, tam düşündüğüm gibi. O halde ahlaki sorumluluk özgür iradenin itiraz ettiğin tek özelliği değil. Özgür irade ile ilgili başka canını sıkan ne var?
Ölümlü : Özgür irade beni günah işlemeye malik kılıyor ve ben günah işlemek istemiyorum.
Tanrı : Madem istemiyorsun o halde neden günah işliyorsun?
Ölümlü : Yarabbim! Neden günah işlediğimi bilmiyorum, sadece günaha giriyorum! Şeytani kışkırtmalara karşı ne kadar uğraşırsam uğraşayım direnemiyorum.
Tanrı : Eğer direnemediğin gerçekten doğruysa, özgür iradenle günahı seçmiyorsun demektir ve bu yüzden de günaha girmiş sayılmazsın. En azından bana göre bu böyle!
Ölümlü : Hayır, hayır! Sadece biraz daha çabalamakla bu kışkırtmaya direnebilirmişim, günaha girmezmişim gibi bir his içindeyim. Bu iradenin sonsuz olduğunu anladım. Eğer kişi tüm kalbiyle isterse, günaha girmeyebilir.
Tanrı : Güzel, o halde, günaha girmemek için yeterince çabalayıp çabalamadığını bilmelisin?
Ölümlü : Gerçekten bilemiyorum. O anda çabaladığıma inanıyorum fakat geçmişimi gözden geçirirken belki de daha fazla çaba gösterebilirdim diye hayıflanıyorum.
Tanrı : O halde, günaha girip girmediğini gerçekten bilemiyorsun, iki durum da olası. Yani günah işlemiş de olabilirsin, işlememiş de...
Ölümlü : Evet! Zaten bu olasılık beni mahvediyor. Günah işlemiş olduğum düşüncesi korkutuyor beni.
Tanrı : Neden?
Ölümlü : Nedenini bilmiyorum! Bir kere ölümden sonra karşılaşacağım ceza korkutuyor beni!
Tanrı : Ha, şimdi oldu. Şunu baştan söylesene. Neden lafı özgür irade, sorumluluk gibi yerlerden dolaştırıyorsun. Seni cezalandırmamam için yalvarabilirsin bana!
Ölümlü : Cezalandırılmayacağımı garanti etmeyeceğini bilecek kadar gerçekçiyim zannediyorum.
Tanrı : Böyle bir şeyi garanti edemeyeceğime dair gerçekçi düşüncelerin var öyle mi? Sana ne yapacağımı söyleyeyim! Sana çok çok özel bir garanti veriyorum: İstediğin kadar günah işleyebilirsin, hiçbiri için seni cezalandırmayacağım. İlahi söz! Tamam mı?
Ölümlü (Dehşetle): Hayır, hayır, n'olur bunu yapma?
Tanrı : Neden? İlahi sözüme güvenmiyor musun?
Ölümlü : Tabii ki inanıyorum! Fakat anlamıyorsun, ben, günah işlemek istemiyorum!
Ben günah işlemekten, neden olacağı cezadan daha fazla korkuyorum.
Tanrı : Bu durumda sana başka bir şey önereceğim. Senin bu korkunu alabilirim. İşte büyülü bir hap! Bunu yuttuğun zaman korkun geçecek. Böylelikle zevk ve mutlulukla günah işleyebileceksin, hiç pişman olmayacaksın, vicdan azabı çekmeyeceksin ve seni hiçbir şekilde cezalandırmayacağıma ya da hiçbir kuvvet tarafından rahatsız edilmeyeceğine söz veriyorum. Sonsuza kadar melekler gibi saf kalacaksın. İşte hap!
Ölümlü : Hayır, hayır!
Tanrı : Saçmalıyorsun? Son mazeretini de ortadan kaldırdım, daha ne istiyorsun?
Ölümlü : Yine de o hapı almayacağım.
Tanrı : Neden?
Ölümlü : O hap gelecekte işleyeceğim günahların azabını yok edebilir ama hâlâ o korkuya sahip olmak beni o hapı almaktan men ediyor!
Tanrı : Sana almanı emrediyorum!
Ölümlü : Reddediyorum!
Tanrı : Ne, özgür iradeni kullanarak red mi ediyorsun?
Ölümlü : Evet.
Tanrı : Senin şu özgür irade bayağı işe yarıyor galiba.
Ölümlü : Anlayamadım.
Tanrı : Bu tür bir öneriyi reddetmeni sağlayan bir özgür iraden olması seni mutlu etmiyor mu ?
İsteklerine aldırmaksızın, seni o hapı yutmaya zorlamama ne dersin?
Ölümlü : Lütfen yapma! Hayır!
Tanrı : Tabii ki yapmayacağım; Sadece bir noktayı göstermeye çalışıyorum. Seni hapı almaya zorlamak yerine, başlangıçtaki "özgür irademi al" duanı uygulasaydım bu hapı alacaktın.
Ölümlü : Özgür iradem gittikten sonra, hapı almayı nasıl seçebilirdim ki?
Tanrı : Seçerdin demedim, alırdın dedim. Diyelim ki senin o hapı almanı gerektiren bir deterministik kurallar dizisine uyuyorsun.
Ölümlü : Yine de reddediyorum.
Tanrı : Öyleyse, özgür iradeni kaldırma teklifimi reddediyorsun. Bu senin asıl duandan biraz farklı, öyle değil mi?
Ölümlü : Tamam dahice tartışarak kazandın; artık özgür irademi geri almanı istemiyorum.
Tanrı : Peki. Fakat, neden vazgeçtiğini tam anlayamadım.
Ölümlü : Çünkü özgür iradem olmaksızın şu anda olduğundan çok daha fazla günah işleyebilirim.
Tanrı : Ama sana söyledim, özgür iraden olmaksızın yaptıkların günah olmaz.
Ölümlü : Fakat şimdi bu özgür irademden vazgeçersem, gelecekte günah işlemekten kurtulacağım ama özgür irademden vazgeçerken özgür olduğumdan yine günaha girmiş olacağım. Beni köşeye sıkıştırtın. Ne yapsam yanlış.
Tanrı : Fakat sen de benim elimi kolumu bağlıyorsun. Seni özgür iradenden kurtarmaya ya da öylece kalmana izin veriyorum ama hiç bir seçenek seni tatmin etmiyor. Sana yardım etmek istiyorum ama galiba bunu başaramıyorum.
Ölümlü : Doğru
Tanrı : Bu benim hatam değil. Neden hala kızgınsın!
Ölümlü : Çünkü beni baştan bu duruma düşürmeyecektin.
Tanrı : Fakat, sana göre yapabileceğim bir şey yok.
Ölümlü : Şu anda yok ama önceden yapabilirdin.
Tanrı : Ne yapabilirdim?
Ölümlü : Tabii ki, beni daha yaratırken özgür irade vermezdin olur biterdi. Şimdi her şey için çok geç. Ne yapsam kabahat!
Tanrı : Peki neden baştan vermeseydim daha iyi olacaktı?
Ölümlü : Çünkü, o takdirde hiç bir zaman günah işleme durumuna düşmeyecektim.
Tanrı : Güzel, hatalarımdan ders almayı severim.
Ölümlü : Ne!
Tanrı : Sana paradoks gibi geliyor bu. Aldığın din eğitimine göre hiç bir kutsal varlığın benim
hata yapabileceğimi söylemeye hakkı yok. Öte yandan benim her şeyi yapmaya hakkım olduğunu da biliyorsun. Ve ben kutsal bir varlığım. O halde sorun şu: Benim hata yapmaya muktedir olduğumu söylemeye hakkım var mı?
Ölümlü : Kötü bir şaka bu. Tabii ki söylemeye hakkın var. Fakat beni dehşete düşüren hata yapabileceğini iddia etmen.
Tanrı : Hata yapabilirim demedim ki. Eğer hata yaparsam, bundan ders alırım dedim. Bu söylediğim herhangi bir zamanda hata yapabileceğim ya da yapmış olduğumun bilgisini vermez.
Ölümlü : Bırakalım bunları. Sen, bana özgür irade verirken hatalı davrandığını kabul ediyor musun etmiyor musun?
Tanrı : Güzel, asıl üstüne gitmemiz gereken noktaya geliyoruz. Sen bir istisna değilsin. Bir çok din bilimci bile içten içe insanlara özgür irade vererek onlara haksızlık yaptığımı düşünürler. Kendilerini hiç bozamayacakları bir anlaşmaya tek taraflı olarak zorladığımı düşünürler.
Ölümlü : Evet tamamıyla öyle!
Tanrı : Dediğim gibi, seni çok iyi anlıyorum. Fakat sana bu budur demek yerine Sokrat'ın yöntemini biraz daha kullanıp gerçeği görmeni sağlayacağım. Şimdi sana ne yapacağımı anlatayım. Şu anda yeni bir evren yaratmak üzereyim. Bu yeni evrende de senin gibi bir
ölümlü ortaya çıkacak. Bir başka deyişle sen tekrar doğacaksın. Ve şimdi bu yeni ölümlüye -yeni sen - özgür irade verebilirim ya da vermeyebilirim. Ne yapmamı istersin.
Ölümlü : Lütfen, ona özgür iradeyi musallat etme.
Tanrı : Tamam. Dediğin gibi yapacağım. Bu 'yeni sen'in özgür iradesi olmaksızın tüm korkunç şeyleri yapacağının farkındasın umarım.
Ölümlü : Fakat özgür iradesi olmadığı için bunlar günah sayılmayacaklar ki!
Tanrı : ister günah de ister deme, olgular aynı olacak ve bu yapılan korkunç hareketler bir sürü varlığa büyük acılar verecek.
Ölümlü : Yarabbim 'yine kandırdın beni! Hep aynı hikâye! Eğer ona özgür irade verme desem, bu yeni yaratık gidip bir sürü korkunç şey yapacak ve günaha girmeyecek fakat tüm yaptıklarına ben neden olduğum için vebali benim boynuma olacak.
Tanrı : Tamam daha iyi bir önerim var! İşte ne yapacağımı şu kağıda yazıyorum ve kararımı verdim. Sen ya da herhangi bir kuvvet bu kararı değiştiremeyecek yani yapabileceğin hiçbir şey yok. Dolayısıyla verdiğim karardan dolayı hiç bir sorumluluğun kalmadı. Sadece şunu öğrenmek istiyorum. Ne yönde karar vermiş olmamı isterdin? Unutma tüm sorumluluk benim omuzlarımda, korkmadan, dürüstçe söyle fikrini.
Ölümlü : (Uzun bir duraklamadan sonra) Ona özgür irade vermiş olmanı dilerim.
Raymond M. Smullyan
Tanrı : Sana verdiğim en değerli armağanı red mi ediyorsun?
Ölümlü : Bana zorla dayatılan bu iradeye nasıl armağan dersin? Özgür iradem var fakat bu benim kendi seçimim değil. Ben asla özgür irademi özgürce seçmedim. Hoşuma gitsin veya gitmesin, bir özgür iradem var!
Tanrı : Neden hayıflanıyorsun?
Ölümlü : Çünkü özgür irade ahlaki sorumluluğu getiriyor ve ben bu ahlaki sorumluluğa dayanamıyorum.
Tanrı : Ahlaki sorumluluğu neden bu kadar katlanılmaz buluyorsun?
Ölümlü : Neden mi? Tam olarak bilemiyorum fakat bildiğim tek şey buna dayanamadığım.
Tanrı : Pekala, seni ahlaki sorumluluktan muaf tutup özgür iradem yerli yerinde bıraksam tatmin edici olur mu?
Ölümlü (duraklar): Korkarım, olmaz!
Tanrı : Hah, tam düşündüğüm gibi. O halde ahlaki sorumluluk özgür iradenin itiraz ettiğin tek özelliği değil. Özgür irade ile ilgili başka canını sıkan ne var?
Ölümlü : Özgür irade beni günah işlemeye malik kılıyor ve ben günah işlemek istemiyorum.
Tanrı : Madem istemiyorsun o halde neden günah işliyorsun?
Ölümlü : Yarabbim! Neden günah işlediğimi bilmiyorum, sadece günaha giriyorum! Şeytani kışkırtmalara karşı ne kadar uğraşırsam uğraşayım direnemiyorum.
Tanrı : Eğer direnemediğin gerçekten doğruysa, özgür iradenle günahı seçmiyorsun demektir ve bu yüzden de günaha girmiş sayılmazsın. En azından bana göre bu böyle!
Ölümlü : Hayır, hayır! Sadece biraz daha çabalamakla bu kışkırtmaya direnebilirmişim, günaha girmezmişim gibi bir his içindeyim. Bu iradenin sonsuz olduğunu anladım. Eğer kişi tüm kalbiyle isterse, günaha girmeyebilir.
Tanrı : Güzel, o halde, günaha girmemek için yeterince çabalayıp çabalamadığını bilmelisin?
Ölümlü : Gerçekten bilemiyorum. O anda çabaladığıma inanıyorum fakat geçmişimi gözden geçirirken belki de daha fazla çaba gösterebilirdim diye hayıflanıyorum.
Tanrı : O halde, günaha girip girmediğini gerçekten bilemiyorsun, iki durum da olası. Yani günah işlemiş de olabilirsin, işlememiş de...
Ölümlü : Evet! Zaten bu olasılık beni mahvediyor. Günah işlemiş olduğum düşüncesi korkutuyor beni.
Tanrı : Neden?
Ölümlü : Nedenini bilmiyorum! Bir kere ölümden sonra karşılaşacağım ceza korkutuyor beni!
Tanrı : Ha, şimdi oldu. Şunu baştan söylesene. Neden lafı özgür irade, sorumluluk gibi yerlerden dolaştırıyorsun. Seni cezalandırmamam için yalvarabilirsin bana!
Ölümlü : Cezalandırılmayacağımı garanti etmeyeceğini bilecek kadar gerçekçiyim zannediyorum.
Tanrı : Böyle bir şeyi garanti edemeyeceğime dair gerçekçi düşüncelerin var öyle mi? Sana ne yapacağımı söyleyeyim! Sana çok çok özel bir garanti veriyorum: İstediğin kadar günah işleyebilirsin, hiçbiri için seni cezalandırmayacağım. İlahi söz! Tamam mı?
Ölümlü (Dehşetle): Hayır, hayır, n'olur bunu yapma?
Tanrı : Neden? İlahi sözüme güvenmiyor musun?
Ölümlü : Tabii ki inanıyorum! Fakat anlamıyorsun, ben, günah işlemek istemiyorum!
Ben günah işlemekten, neden olacağı cezadan daha fazla korkuyorum.
Tanrı : Bu durumda sana başka bir şey önereceğim. Senin bu korkunu alabilirim. İşte büyülü bir hap! Bunu yuttuğun zaman korkun geçecek. Böylelikle zevk ve mutlulukla günah işleyebileceksin, hiç pişman olmayacaksın, vicdan azabı çekmeyeceksin ve seni hiçbir şekilde cezalandırmayacağıma ya da hiçbir kuvvet tarafından rahatsız edilmeyeceğine söz veriyorum. Sonsuza kadar melekler gibi saf kalacaksın. İşte hap!
Ölümlü : Hayır, hayır!
Tanrı : Saçmalıyorsun? Son mazeretini de ortadan kaldırdım, daha ne istiyorsun?
Ölümlü : Yine de o hapı almayacağım.
Tanrı : Neden?
Ölümlü : O hap gelecekte işleyeceğim günahların azabını yok edebilir ama hâlâ o korkuya sahip olmak beni o hapı almaktan men ediyor!
Tanrı : Sana almanı emrediyorum!
Ölümlü : Reddediyorum!
Tanrı : Ne, özgür iradeni kullanarak red mi ediyorsun?
Ölümlü : Evet.
Tanrı : Senin şu özgür irade bayağı işe yarıyor galiba.
Ölümlü : Anlayamadım.
Tanrı : Bu tür bir öneriyi reddetmeni sağlayan bir özgür iraden olması seni mutlu etmiyor mu ?
İsteklerine aldırmaksızın, seni o hapı yutmaya zorlamama ne dersin?
Ölümlü : Lütfen yapma! Hayır!
Tanrı : Tabii ki yapmayacağım; Sadece bir noktayı göstermeye çalışıyorum. Seni hapı almaya zorlamak yerine, başlangıçtaki "özgür irademi al" duanı uygulasaydım bu hapı alacaktın.
Ölümlü : Özgür iradem gittikten sonra, hapı almayı nasıl seçebilirdim ki?
Tanrı : Seçerdin demedim, alırdın dedim. Diyelim ki senin o hapı almanı gerektiren bir deterministik kurallar dizisine uyuyorsun.
Ölümlü : Yine de reddediyorum.
Tanrı : Öyleyse, özgür iradeni kaldırma teklifimi reddediyorsun. Bu senin asıl duandan biraz farklı, öyle değil mi?
Ölümlü : Tamam dahice tartışarak kazandın; artık özgür irademi geri almanı istemiyorum.
Tanrı : Peki. Fakat, neden vazgeçtiğini tam anlayamadım.
Ölümlü : Çünkü özgür iradem olmaksızın şu anda olduğundan çok daha fazla günah işleyebilirim.
Tanrı : Ama sana söyledim, özgür iraden olmaksızın yaptıkların günah olmaz.
Ölümlü : Fakat şimdi bu özgür irademden vazgeçersem, gelecekte günah işlemekten kurtulacağım ama özgür irademden vazgeçerken özgür olduğumdan yine günaha girmiş olacağım. Beni köşeye sıkıştırtın. Ne yapsam yanlış.
Tanrı : Fakat sen de benim elimi kolumu bağlıyorsun. Seni özgür iradenden kurtarmaya ya da öylece kalmana izin veriyorum ama hiç bir seçenek seni tatmin etmiyor. Sana yardım etmek istiyorum ama galiba bunu başaramıyorum.
Ölümlü : Doğru
Tanrı : Bu benim hatam değil. Neden hala kızgınsın!
Ölümlü : Çünkü beni baştan bu duruma düşürmeyecektin.
Tanrı : Fakat, sana göre yapabileceğim bir şey yok.
Ölümlü : Şu anda yok ama önceden yapabilirdin.
Tanrı : Ne yapabilirdim?
Ölümlü : Tabii ki, beni daha yaratırken özgür irade vermezdin olur biterdi. Şimdi her şey için çok geç. Ne yapsam kabahat!
Tanrı : Peki neden baştan vermeseydim daha iyi olacaktı?
Ölümlü : Çünkü, o takdirde hiç bir zaman günah işleme durumuna düşmeyecektim.
Tanrı : Güzel, hatalarımdan ders almayı severim.
Ölümlü : Ne!
Tanrı : Sana paradoks gibi geliyor bu. Aldığın din eğitimine göre hiç bir kutsal varlığın benim
hata yapabileceğimi söylemeye hakkı yok. Öte yandan benim her şeyi yapmaya hakkım olduğunu da biliyorsun. Ve ben kutsal bir varlığım. O halde sorun şu: Benim hata yapmaya muktedir olduğumu söylemeye hakkım var mı?
Ölümlü : Kötü bir şaka bu. Tabii ki söylemeye hakkın var. Fakat beni dehşete düşüren hata yapabileceğini iddia etmen.
Tanrı : Hata yapabilirim demedim ki. Eğer hata yaparsam, bundan ders alırım dedim. Bu söylediğim herhangi bir zamanda hata yapabileceğim ya da yapmış olduğumun bilgisini vermez.
Ölümlü : Bırakalım bunları. Sen, bana özgür irade verirken hatalı davrandığını kabul ediyor musun etmiyor musun?
Tanrı : Güzel, asıl üstüne gitmemiz gereken noktaya geliyoruz. Sen bir istisna değilsin. Bir çok din bilimci bile içten içe insanlara özgür irade vererek onlara haksızlık yaptığımı düşünürler. Kendilerini hiç bozamayacakları bir anlaşmaya tek taraflı olarak zorladığımı düşünürler.
Ölümlü : Evet tamamıyla öyle!
Tanrı : Dediğim gibi, seni çok iyi anlıyorum. Fakat sana bu budur demek yerine Sokrat'ın yöntemini biraz daha kullanıp gerçeği görmeni sağlayacağım. Şimdi sana ne yapacağımı anlatayım. Şu anda yeni bir evren yaratmak üzereyim. Bu yeni evrende de senin gibi bir
ölümlü ortaya çıkacak. Bir başka deyişle sen tekrar doğacaksın. Ve şimdi bu yeni ölümlüye -yeni sen - özgür irade verebilirim ya da vermeyebilirim. Ne yapmamı istersin.
Ölümlü : Lütfen, ona özgür iradeyi musallat etme.
Tanrı : Tamam. Dediğin gibi yapacağım. Bu 'yeni sen'in özgür iradesi olmaksızın tüm korkunç şeyleri yapacağının farkındasın umarım.
Ölümlü : Fakat özgür iradesi olmadığı için bunlar günah sayılmayacaklar ki!
Tanrı : ister günah de ister deme, olgular aynı olacak ve bu yapılan korkunç hareketler bir sürü varlığa büyük acılar verecek.
Ölümlü : Yarabbim 'yine kandırdın beni! Hep aynı hikâye! Eğer ona özgür irade verme desem, bu yeni yaratık gidip bir sürü korkunç şey yapacak ve günaha girmeyecek fakat tüm yaptıklarına ben neden olduğum için vebali benim boynuma olacak.
Tanrı : Tamam daha iyi bir önerim var! İşte ne yapacağımı şu kağıda yazıyorum ve kararımı verdim. Sen ya da herhangi bir kuvvet bu kararı değiştiremeyecek yani yapabileceğin hiçbir şey yok. Dolayısıyla verdiğim karardan dolayı hiç bir sorumluluğun kalmadı. Sadece şunu öğrenmek istiyorum. Ne yönde karar vermiş olmamı isterdin? Unutma tüm sorumluluk benim omuzlarımda, korkmadan, dürüstçe söyle fikrini.
Ölümlü : (Uzun bir duraklamadan sonra) Ona özgür irade vermiş olmanı dilerim.
Raymond M. Smullyan


