"Tozlu bir pencere camından bakar gibi, kaybolup giden o yılları hatırlıyor. Geçmiş, görebildiği ama dokunamadığı bir şey. Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsiz..."

İsmi gibi Can bir adam...

Can Yücel’in ölüm yıldönümü bugün… Elbette ki konunun uzmanları, yazarlar, çizerler onun edebi yönü hakkında çok şeyler yazdılar, çizdiler… Ne kadar söylense de azdır sanırım…

Benim aklımda Can Yücel ile ilgili ve çok önemsediğim bir hikâyecik var. Şimdi tam detayını hatırlamamakla birlikte sanırım cezaevlerindeki işkence ve kötü muameleyi protesto etmek için Leman Dergisi’nin yazar ve çizerleri sembolik olarak Dergi’nin içinde bir koğuş yaptırmışlar ve orada bir süre yatacaklardı. Bu süre içinde de birebir cezaevi koşullarında yaşamayı deneyeceklerdi. Can Yücel o yaşına ve sağlık durumuna aldırmadan “çocuklar yer açın, bir şiltede benim için serin koğuşa, demliğin altını yakın, bende geliyorum” diyerek bu eyleme destek vermişti.

Bakıyorum da şimdi, 15 sene sonra neler neler oldu, oluyor. Tanınan bilinen hatta Nobel alan yazarlardan şöyle sağlam bir protesto, şöyle okkalı bir karşı çıkış duyduğumu hatırlamıyorum.

İsmi gibi Can bir adammış Can Baba… Işıklar içinde uyusun….


BAŞTAN KARA
 Başlayan bir şey vardı unuttum
Anımsamaya çalışıyorum şimdi
Emekdar kelimelerle:
Bahar
Gençlik
Bebek
Çiçek
Deniz
İşçi
Bağımsızlık
Özgürlük
Eşitlik
Aşk
Mezarımda dönüyorum da
Yuvarlanıyorum baştan kıça
Kalafattan yeni çıkmış bir tekne
Dalga olmayan dalgaların üstünde...