Sahi kaç yaşındayız şimdi?...
Filed Under : by "Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan"
8 Haziran 2011 ÇarşambaHiç beklemediğiniz anlarda, ılık bir esintiyle yıllar öncesinden bir koku gelir size: Sıcak çocuk gülüşüyle sarıldığınız ilk sevgilinin kokusudur belkide bu, bir sesleniş; sizi dönüşü olmayan anlara çağırır gibi. Derin bir iç çekişle geçiştirmeye çalışırsınız yüreğinizdeki dağlanmayı. Ya da yitirilen bir beraberlik, bir dünkü sevda, kanatır yüreğinizi. Giden gitmiştir artık; küçük hesaplarınız yine tutmamıştır. Ve siz kaybettiğinizle kalırsınız bir başınıza. Payınıza düşense koca bir yanlızlık. Gecelerinizi dolduran yıldızlar da ışımaz olur. Zaman sizi silmeye hazırlanıyordur. O, acımasızdır, yatsıyıcıdır çünkü.
Her şeyin bir bedeli vardır derler; yaşamın da... Bizi sarmalayan güzelliklerden pay almak istiyorsak, o bedeli isterler bir gün. Bu, bazen ılık bir sevda, bazen kanımızı donduran koyu bir ayrılık olur. Ne ki, sevgiye batırılmış her hüzün yaşamaya değerdir. Yeter ki sahiplenmesini bilelim. Bu nedenle, acılar bilgedir ve yaşayanı kolay kolay tüketmez, aksine yüceltir. O bedeldir işte, yaşananın, yaşanılanın bedeli; ödemeye hazır olmalısınız, hazır olmalıyız...
Kim sorgular bizi, sırrı gizleyen aynalarda parçalanırsa yaşam? Derinleşir eskiyen yüzlerimizde zamanın yıl izleri; sessizce yıpranır, eskir her şey. Ve kanar geceye o yapış yapış hayır ’larla yitirilen aşklarımız, bilirim.
Sahi ben kaç sevdayı tükettim avuçlarımda, sen, kaç sevişmenin doruğunda ulandın yaşama? Belki de aksi bir fırtınada yitti her şey... biz ki dönüş biletleri elimizde olan yolcular... budanan bir gülün kanayan dalı gibi.
Ah!... O zaman ki, yine peşimize düştü zamansız!.. Bizse küçük oyunlarla oyalanıyoruz hala. Sahi kaç yaşındayız şimdi, evren kaç yaşında? ..
(Ali Özenç Çağlar)

