gündüz
gökyüzü yalan yüzümde solgun kirli bir nilüfer
gece ay sıkıntılı hışmına uğradığım deniz
ki deniz
soluğunu tutmuş bekleyen kaplan
ve kaplanın sinsi gözleri…
olmadı, kovuldum ölümün ülkesinden…
göğsümde paslanan hançeri
önünde parçalayıp gömdüğüm uçurum
ömrümün karşılığı
bileklerimde
kısık birkaç mor leke
barışmıyor yaşamla kolay
küstüyse bir kez
ah o
ince kimi yerleri bedenin
nazla epriyor esrimiyor söz
ve bilmiyorum neyin gerektiğini
hangi ayrıntı hangi göz hangi dokunuş
ayartabilir arzuyu
coşku incitici olabilir mi bazen?
neden özlem ise
kendinden sürgün bir deprem göçmeni
yeniden yurt edinsin kendini
m ü m k ü n m ü ?
(Enver Topaloğlu - Yakamoz ve Tebessüm)
Filed Under : by "Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan"
20 Nisan 2011 Çarşamba
