"uzun parmaklarını aç ve yorgun ruhumu geri ver. ağzınla öp beni çünkü açım ekmeğe. burun deliklerime yitik kentlerin kokusunu üfle ve ellerim unutulmuş bir güney sahilini andıran beyaz gerdanında, ölmeme izin ver. Şu uykusuz gözlerimdeki özlemi al ve bir güz tarlasında uçuşan kırlangıçları besle onunla çünkü seni seviyorum, ve adın dönmeyen sevgilisi için son nefesini verirken gülümseyen cesur prensesin adı kadar kutsal.."
"Tozlu bir pencere camından bakar gibi, kaybolup giden o yılları hatırlıyor. Geçmiş, görebildiği ama dokunamadığı bir şey. Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsiz..."
Çok konuşulanlar
-
-
“şaştım, senin hançerin bu kadar mıydı varmadı yüreğime" (Turgut Uyar)
-
Bizi, hayatımızdakileri mahveden bir ‘suçlu’, bir ‘katil’ ille de var. Onu bulmak hiç zor olmuyor. Bu bazen bir kişi olabiliyor bazense...
-
Esengül daha ölmemişti. İstanbul’un sabahçı kahvelerinde ve genç kızların doldurduğu konfeksiyon atölyelerinde onun şarkısı söylenirdi: “B...
-
İşitiyorum aritmik kalbini çok uzaklardan. Bir sala binmişsin boğuşuyorsun dalgalarla. İçinde rüzgârlar uğulduyor. Saçların uçuşuyor; üşüy...
-
Hayvan Kaynakları (Taşkafalar) Ne zamandır TV'lerde ateş üstünde yürüyen, ip atlar gibi cam kırıkları üzerine atlayan kurum elemanları ...
-
Ölümlü : Tanrım sana yakarıyorum. Senin için dua ediyorum. Bu acı çeken yaratığı duy ve onu özgür irade sahibi olmaktan alıkoy. Tanrı : Sa...
-
Hakkımda
.
.
İzliyorlar (sanırım)
Wp Theme by Promiseringsdesigns | Blogger Template by Anshul
Filed Under : by "Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan"
9 Kasım 2010 Salı