"Tozlu bir pencere camından bakar gibi, kaybolup giden o yılları hatırlıyor. Geçmiş, görebildiği ama dokunamadığı bir şey. Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsiz..."

Libertarias...




İzlemeyi planladığım sıradaki film :

LIBERTARIAS

Yönetmen : Vicente Aranda
Senaryo : Vicente Aranda / José Luis Guarner
Görüntü Yönetmeni : José Luis Alcaine / Juan Amorós
Müzik : José Nieto






Yaz, 1936
18 Temmuz
İspanya Ordusu,
Cumhuriyetçi Hükümete baş kaldırıyor.


19 Temmuz.
Halkın kahramanca
mücadelesi sayesinde...
...Barselona ve Madrid'de
ordu yenilgiye uğratılıyor.


20 Temmuz.
Kitleler devrimci bir
hükümet talep ediyor.
Yasal hükümet
durumu kontrol edemiyor.


21 Temmuz.
İspanya İç Savaşı başlıyor...
...son idealist savaş...
...imkânsızı gerçekleştirmek için
mücadele eden insanların...
...son "Ütopya" düşü.


Film yukarıdaki satırlar ile başlıyor. “İnsanların son ütopya düşü”. İnanmış insanların yaşamlarını bu ütopya için nasıl feda ettiklerini görmek hüzün veriyor... Film de adım adım bu hüznü yaşatıyor. Bu ütopya düşü için yola çıkan kadınlar, ellerinde tüfekleri ile cephede yan yana savaşıyorlar erkeklerle...


Yıllar önce denk geldiğim çağdaş İngiliz şairlerinden John Cornford’un da İspanya iç savaşında öldüğünü biliyordum. Hemde çok genç yaşında. 21 yıllık ömrüne hem de ne çok şey sığdırmış.





   

Türkeçeye çevrilmiş sadece bir şiirini bulabilmiştim. Cevat Çapan’ın “Çağdaş İngiliz Şiiri Antolojisi” kitabında geçiyor. Çeviri de kendisine ait. John Cornford ile ilgili başka hiç bir yerde bir bilgiye denk gelmedim.

Cambridge’de öğrenciyken aşık olduğu Margot Heinemann’a adamış olduğu şiir:


İSPANYA MEKTUBU
(Margot Heinemann’a)
Kalpsiz dünyanın kalbi,
Sevdiğim, senin kaygın
İçimde taşıdığım acı,
Günümü karartan gölge.


Rüzgar çıkıyor akşamüstü,
Belli ki güz yaklaşıyor,
İçimde seni yitirme korkusu,
İçimde bu korkunun korkusu.


Huesca'ya bir mil kala,
Onurumuzun son siperinde,
Sevdiğim, bil ki seni
Taşıyorum can evimde.


Kem talih gücümü tüketir de
Yıkarsa beni toprağa,
Beni olanca iyiliğinle an
Sevdiğim, ne olur unutma.




  
 Bir film, nerden nereye bağladı cümleleri. Son sözü gene şiire bırakalım :


“Gene de yaşıyor aşk,pencere pervazına kazılı bir kelime
Celladın baltasının o garip ürküntüsü içinde...”
(Robert Graves)