"Tozlu bir pencere camından bakar gibi, kaybolup giden o yılları hatırlıyor. Geçmiş, görebildiği ama dokunamadığı bir şey. Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsiz..."

Küs Çiçek

Sihir bekleme benden sır da
Kim ve hangi sözcük bilebilir
Duyguların özlemlerin arzuların
Ayrılıkların hırpaladığı
Elma ağacını

Oysa
tuhaf çok tuhaf
teneffüs saatinde haylaz bir ilkokul
geçiyor içimden
ders başladı çağrısını duymamakta
inat eden duygularım
sözcükler sınıfındaki aşk bilgisinin
açık sahifelerinden karışıyor hayata
böylece aşk
çingenem
hırsız kedim oluyor benim

böylece tuhaf çok tuhaf
aşk gergefim oluyor benim ve
kaos
beni gergef olmakla korkutuyor

oysa korkuyu
deneysel bir oyun sanan çocukluğum
uzak bir geçmiş değil
sinik
silik bir hatıra da sayılmaz henüz

bir boy aynasının hedefi oluyorum
bunları yazarken
bir boy aynasından bana el sallayan
hedef oluyorum
veda ediyorum

bak diyorum
sana rastlamak; çocukluğuma rastlamak
gibi bir şey
bak
bunun için
akşamın etekleri zil çalıyor
bende iyi ki çalıyor coşkusu
bunun için

k-okun
ve çıkardığı yangın
ruhumu çelmeleyen
siyah
şuh bir kurdeleyi sıyırtıyor rüzgara
cesaret alarak
düşlerime umut yediren bedenimin
kıprışan batak yerleriyle
yüzleşiyorum

tuhaf
çok tuhaf değil mi
nakarat sayfaya melankolik bir saksafon
susuyla giriyor

uyanır uyanmaz
beni
içime sönmüş yanık kokusundan
uzaklaştıran
atını buluyorum
uyanır uyanmaz
çocuğun olmak istiyorum

güneye ilk kez inen bir kuzeyli gibi
gün
henüz pörsümemiş bir heves
ve başlamanın atını buluyorum
ayak ucumda

küs çiçekler su istiyor
ellerimi bütün parmaklarımla birden
sevindiriyorum
uyanınca çocuğun olmak diyorum buna
uyanınca

bir çiçek düşüyor
aylardan kasım
günlerden herhangi bir gün
değil
aylardan kasım

bir çiçek kendini açıyor
usulca açıyor
ipince
içine doğru açıyor

aylardan

biri giriyor
yasemin mi diyorum
yas
emin mi kendinden

yanında bir şehri getiriyor biri
öteki yasemin diyerek
şehirin şiirini koyuyor yanına usulca

İzmir mi, İstanbul mu?

bir soruda açıklayıcı olabiliyor bazen
hiç bir şey sormamakta

biri giriyor
biraz İzmir, İstanbul biraz
aşk heryerin konuğu

aylardan

eksik adresinden bir denizci çıkıyor karaya
uzak kimin uzaklığı soruyor ve susuyorum

tuhaf çok tuhaf
kalbim alargada
kalbim alargada ya
sus diyorlar acıyla
sus diyorlar ve ikonalarını gösteriyorlar bana

oysa kim
hangi sözcükle soyabilir kendini
duyguların cavlanı karşısında
ve kim
özlemlerin isteklerin hangi sözcükle
dokunabilir ateşten çuhasına

kim
hangi sözcükle

sihir bekleme benden sır da ve
sevgili sözcüklerim yok benim
çağdaşım
zakkum ve taflan
sevgili sözcüklerim yok
uysal kölesi çünkü
tafra kuruntu kuşku
sözcüklerin
uysal kölesi
kapris ve karaduygu...

Enver Topaloğlu (Yakamoz ve Tebessüm)