Sihir bekleme benden sır da
Kim ve hangi sözcük bilebilir
Duyguların özlemlerin arzuların
Ayrılıkların hırpaladığı
Elma ağacını
Oysa
tuhaf çok tuhaf
teneffüs saatinde haylaz bir ilkokul
geçiyor içimden
ders başladı çağrısını duymamakta
inat eden duygularım
sözcükler sınıfındaki aşk bilgisinin
açık sahifelerinden karışıyor hayata
böylece aşk
çingenem
hırsız kedim oluyor benim
böylece tuhaf çok tuhaf
aşk gergefim oluyor benim ve
kaos
beni gergef olmakla korkutuyor
oysa korkuyu
deneysel bir oyun sanan çocukluğum
uzak bir geçmiş değil
sinik
silik bir hatıra da sayılmaz henüz
bir boy aynasının hedefi oluyorum
bunları yazarken
bir boy aynasından bana el sallayan
hedef oluyorum
veda ediyorum
bak diyorum
sana rastlamak; çocukluğuma rastlamak
gibi bir şey
bak
bunun için
akşamın etekleri zil çalıyor
bende iyi ki çalıyor coşkusu
bunun için
k-okun
ve çıkardığı yangın
ruhumu çelmeleyen
siyah
şuh bir kurdeleyi sıyırtıyor rüzgara
cesaret alarak
düşlerime umut yediren bedenimin
kıprışan batak yerleriyle
yüzleşiyorum
tuhaf
çok tuhaf değil mi
nakarat sayfaya melankolik bir saksafon
susuyla giriyor
uyanır uyanmaz
beni
içime sönmüş yanık kokusundan
uzaklaştıran
atını buluyorum
uyanır uyanmaz
çocuğun olmak istiyorum
güneye ilk kez inen bir kuzeyli gibi
gün
henüz pörsümemiş bir heves
ve başlamanın atını buluyorum
ayak ucumda
küs çiçekler su istiyor
ellerimi bütün parmaklarımla birden
sevindiriyorum
uyanınca çocuğun olmak diyorum buna
uyanınca
bir çiçek düşüyor
aylardan kasım
günlerden herhangi bir gün
değil
aylardan kasım
bir çiçek kendini açıyor
usulca açıyor
ipince
içine doğru açıyor
aylardan
biri giriyor
yasemin mi diyorum
yas
emin mi kendinden
yanında bir şehri getiriyor biri
öteki yasemin diyerek
şehirin şiirini koyuyor yanına usulca
İzmir mi, İstanbul mu?
bir soruda açıklayıcı olabiliyor bazen
hiç bir şey sormamakta
biri giriyor
biraz İzmir, İstanbul biraz
aşk heryerin konuğu
aylardan
eksik adresinden bir denizci çıkıyor karaya
uzak kimin uzaklığı soruyor ve susuyorum
tuhaf çok tuhaf
kalbim alargada
kalbim alargada ya
sus diyorlar acıyla
sus diyorlar ve ikonalarını gösteriyorlar bana
oysa kim
hangi sözcükle soyabilir kendini
duyguların cavlanı karşısında
ve kim
özlemlerin isteklerin hangi sözcükle
dokunabilir ateşten çuhasına
kim
hangi sözcükle
sihir bekleme benden sır da ve
sevgili sözcüklerim yok benim
çağdaşım
zakkum ve taflan
sevgili sözcüklerim yok
uysal kölesi çünkü
tafra kuruntu kuşku
sözcüklerin
uysal kölesi
kapris ve karaduygu...
Enver Topaloğlu (Yakamoz ve Tebessüm)
"Tozlu bir pencere camından bakar gibi, kaybolup giden o yılları hatırlıyor. Geçmiş, görebildiği ama dokunamadığı bir şey. Ve gördüğü her şey bulanık ve belirsiz..."
Çok konuşulanlar
-
-
“şaştım, senin hançerin bu kadar mıydı varmadı yüreğime" (Turgut Uyar)
-
Bizi, hayatımızdakileri mahveden bir ‘suçlu’, bir ‘katil’ ille de var. Onu bulmak hiç zor olmuyor. Bu bazen bir kişi olabiliyor bazense...
-
Esengül daha ölmemişti. İstanbul’un sabahçı kahvelerinde ve genç kızların doldurduğu konfeksiyon atölyelerinde onun şarkısı söylenirdi: “B...
-
İşitiyorum aritmik kalbini çok uzaklardan. Bir sala binmişsin boğuşuyorsun dalgalarla. İçinde rüzgârlar uğulduyor. Saçların uçuşuyor; üşüy...
-
Hayvan Kaynakları (Taşkafalar) Ne zamandır TV'lerde ateş üstünde yürüyen, ip atlar gibi cam kırıkları üzerine atlayan kurum elemanları ...
-
Ölümlü : Tanrım sana yakarıyorum. Senin için dua ediyorum. Bu acı çeken yaratığı duy ve onu özgür irade sahibi olmaktan alıkoy. Tanrı : Sa...
-
Hakkımda
.
.
İzliyorlar (sanırım)
Wp Theme by Promiseringsdesigns | Blogger Template by Anshul
Filed Under : by "Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan"
22 Mart 2010 Pazartesi